İşte seni 1930'ların içki yasağı Amerika’sına, cazın ve kanın birbirine karıştığı o atmosfere çekecek nedenler:
Baccano! sana düz bir çizgi sunmaz; hikayeyi bir avuç cam kırığı gibi yere atar ve senin onları birleştirmeni ister. 1711’de bir gemide başlayan olaylar, 1930’da bir mafya hesaplaşmasına ve 1932’de bir tren soygununa uzanır. Başlangıcı, ortası ve sonu yoktur; her sahne bir yapboz parçasıdır ve resim tamamlandığında dâhice bir kurguyla karşılaşırsın.
Hikayenin kalbi, kıtayı boydan boya geçen lüks bir trende atar. Aynı anda trende olanlar şunlardır:
-Birbirine savaş açmış iki farklı mafya ailesi.
-Trenin her yerini kana bulamaya kararlı, beyazlar içindeki psikopat bir katil.
-Kendi adaletini arayan siyahlı bir grup.
-Ve raylarda dolaşan bir "Demiryolu Gölgesi" efsanesi.
Hepsi aynı gece, aynı vagonlarda karşılaştığında ortaya çıkan şey tam bir curcuna (Baccano) olur.
Bu sadece bir gangster hikayesi değil. İşin içine yanlışlıkla içilen bir "ölümsüzlük iksiri" girdiğinde, kurşunların öldürmediği, yaraların saniyeler içinde kapandığı ve yüzyıllardır süren bir intikamın günümüze taşındığı doğaüstü bir kedi-fare oyununa dönüşür.
Dünyanın en şapşal, en gürültücü ve en şanslı hırsız ikilisiyle tanışmaya hazır ol. Onlar ekranın neşesidir; farkında olmadan tarihin akışını değiştirir, en karanlık anlarda bile seni kahkahaya boğarlar. Onları izlemek, seriyi sevmek için tek başına yeterli bir sebep.
İlk saniyeden son saniyeye kadar tempo bir an bile düşmez.
Hiçbirinin "esas çocuk" olmadığı, herkesin kendi hikayesinin kahramanı olduğu devasa bir kadro.
1930’lar Amerika’sı, kusursuz caz müzikleri ve Tarantino filmlerini aratmayan diyaloglar.
Baccano! kısa, sert ve unutulmaz bir yolculuktur. Sadece 13 bölüm (ve 3 özel bölüm) içinde hayatında izlediğin en yoğun ve ödüllendirici kurgulardan birini göreceksin.
İzledikten sonra teşekkür etmeyi unutma!
Baccano! sana düz bir çizgi sunmaz; hikayeyi bir avuç cam kırığı gibi yere atar ve senin onları birleştirmeni ister. 1711’de bir gemide başlayan olaylar, 1930’da bir mafya hesaplaşmasına ve 1932’de bir tren soygununa uzanır. Başlangıcı, ortası ve sonu yoktur; her sahne bir yapboz parçasıdır ve resim tamamlandığında dâhice bir kurguyla karşılaşırsın.
Hikayenin kalbi, kıtayı boydan boya geçen lüks bir trende atar. Aynı anda trende olanlar şunlardır:
-Birbirine savaş açmış iki farklı mafya ailesi.
-Trenin her yerini kana bulamaya kararlı, beyazlar içindeki psikopat bir katil.
-Kendi adaletini arayan siyahlı bir grup.
-Ve raylarda dolaşan bir "Demiryolu Gölgesi" efsanesi.
Hepsi aynı gece, aynı vagonlarda karşılaştığında ortaya çıkan şey tam bir curcuna (Baccano) olur.
Bu sadece bir gangster hikayesi değil. İşin içine yanlışlıkla içilen bir "ölümsüzlük iksiri" girdiğinde, kurşunların öldürmediği, yaraların saniyeler içinde kapandığı ve yüzyıllardır süren bir intikamın günümüze taşındığı doğaüstü bir kedi-fare oyununa dönüşür.
Dünyanın en şapşal, en gürültücü ve en şanslı hırsız ikilisiyle tanışmaya hazır ol. Onlar ekranın neşesidir; farkında olmadan tarihin akışını değiştirir, en karanlık anlarda bile seni kahkahaya boğarlar. Onları izlemek, seriyi sevmek için tek başına yeterli bir sebep.
İlk saniyeden son saniyeye kadar tempo bir an bile düşmez.
Hiçbirinin "esas çocuk" olmadığı, herkesin kendi hikayesinin kahramanı olduğu devasa bir kadro.
1930’lar Amerika’sı, kusursuz caz müzikleri ve Tarantino filmlerini aratmayan diyaloglar.
Baccano! kısa, sert ve unutulmaz bir yolculuktur. Sadece 13 bölüm (ve 3 özel bölüm) içinde hayatında izlediğin en yoğun ve ödüllendirici kurgulardan birini göreceksin.
İzledikten sonra teşekkür etmeyi unutma!