"Çiçeklerin açması için bir baharın gelmesi yetmez; bazen o baharın, kışın ayazında dökülen her damla kanın ve gözyaşının bedelini ödemesi gerekir."
Bu dünyada mevsimler kendiliğinden gelmez; onları dünyaya getiren, içlerinde tanrıların ruhunu taşıyan "Mevsim Temsilcileri" vardır. Bahar, Yaz, Sonbahar ve Kış... Her birinin fiziksel bir bedeni, duyguları ve korumaları vardır. Onlar çiçek açtırmazsa bahar gelmez, onlar ağlamazsa yağmur yağmaz.
Hikaye, on yıl boyunca dünyadan koparılan ve esir tutulan Bahar Temsilcisi Hinagiku’nun geri dönüşüyle başlıyor. Ama bu dönüş sadece çiçeklerle gelmiyor. On yıl boyunca kışın dondurucu soğuğunda hapsolmuş bir dünyanın öfkesi, diğer mevsimlerin bu süreçteki acıları ve sadakatleri, hikayeyi bir doğa olayından çıkarıp destansı bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürüyor.
Her temsilcinin yanında, onu canı pahasına korumakla görevli bir yardımcısı (şövalyesi) vardır. Bu ilişki sadece bir koruma görevi değil; kader birliği, imkansız aşklar ve bazen de büyük ihanetlerle örülüdür. Her karakterin geçmişi, taktığı maskenin altında yatan bir dramı barındırıyor.
+Peki Ens cidden böyle bir seri olduğunu mu düşünüyorsun?
-Dürüst olmak gerekirse bu seriye başlamamın tek sebebi yazarımız Kana Akatsuki idi. Kim bu Kana Akatsuki derseniz efsanevi seri "Violet Evergarden'in" yazarı olduğunu söyleyebilirim. Violet Evergarden'daki gibi bir karakter gelişimi, duygusal derinlik, dram ve romantizm bekledim. Dürüst olacağım beklediğimin altındaydı Agents Of The Four Season. Olaylar sanki biz izleyiciler biliyormuşuz gibi hızlıca verilmiş ve bu olay karakter derinliği açısından etkileyiciliği baya bir azaltmış. Karakterleri yavaş yavaş tanıyıp bu tempoya girseydi 8/10 - 9/10 olacak seri şuan maksimum 7/10'da kalmış. Bu serinin kötü olduğu anlamına tabiki gelmiyor fakat benim gibi kurgu üzerine yoğunlaşan kişiler için ağızda heves kırıcı bir tat bırakıyor.
Bu dünyada mevsimler kendiliğinden gelmez; onları dünyaya getiren, içlerinde tanrıların ruhunu taşıyan "Mevsim Temsilcileri" vardır. Bahar, Yaz, Sonbahar ve Kış... Her birinin fiziksel bir bedeni, duyguları ve korumaları vardır. Onlar çiçek açtırmazsa bahar gelmez, onlar ağlamazsa yağmur yağmaz.
Hikaye, on yıl boyunca dünyadan koparılan ve esir tutulan Bahar Temsilcisi Hinagiku’nun geri dönüşüyle başlıyor. Ama bu dönüş sadece çiçeklerle gelmiyor. On yıl boyunca kışın dondurucu soğuğunda hapsolmuş bir dünyanın öfkesi, diğer mevsimlerin bu süreçteki acıları ve sadakatleri, hikayeyi bir doğa olayından çıkarıp destansı bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürüyor.
Her temsilcinin yanında, onu canı pahasına korumakla görevli bir yardımcısı (şövalyesi) vardır. Bu ilişki sadece bir koruma görevi değil; kader birliği, imkansız aşklar ve bazen de büyük ihanetlerle örülüdür. Her karakterin geçmişi, taktığı maskenin altında yatan bir dramı barındırıyor.
+Peki Ens cidden böyle bir seri olduğunu mu düşünüyorsun?
-Dürüst olmak gerekirse bu seriye başlamamın tek sebebi yazarımız Kana Akatsuki idi. Kim bu Kana Akatsuki derseniz efsanevi seri "Violet Evergarden'in" yazarı olduğunu söyleyebilirim. Violet Evergarden'daki gibi bir karakter gelişimi, duygusal derinlik, dram ve romantizm bekledim. Dürüst olacağım beklediğimin altındaydı Agents Of The Four Season. Olaylar sanki biz izleyiciler biliyormuşuz gibi hızlıca verilmiş ve bu olay karakter derinliği açısından etkileyiciliği baya bir azaltmış. Karakterleri yavaş yavaş tanıyıp bu tempoya girseydi 8/10 - 9/10 olacak seri şuan maksimum 7/10'da kalmış. Bu serinin kötü olduğu anlamına tabiki gelmiyor fakat benim gibi kurgu üzerine yoğunlaşan kişiler için ağızda heves kırıcı bir tat bırakıyor.